GİZLİ SIRLAR ÖĞRETİSİ- ERGUN CANDAN

GİZLİ SIRLAR ÖĞRETİSİ- ERGUN CANDAN

Haziran 11, 2019 0 Yazar: senemozkan

“Bildiklerinizin aslında bildiğiniz gibi olmayabileceği” düşüncesi içinizde bir şeyleri hareketlendiriyorsa bu kitabı okumanızı tavsiye ederim. Okuduğunuzda “biliyordum bu işte bir yanlışlık olduğunu” dedirtip, derin bir ohh çektiriyor size sonunda 🙂 

Ezoterizm, inisiyasyon, semboller, dinler, mitolojik hikayeler, Mayalar, Mu Kıtası, yaradılış… O kadar çok konu var ki kitapta. Birkaç sene önce okumuştum kitabı ve çok beğenmiştim. Buraya eklemeye karar verip tekrar karıştırmak için aldım durduğu raftan. Sonra elimden bırakamadım tabi ve tekrar okudum keyifle 🙂

Unuttuklarımızdan/ unutturulduklarımızdan öyle güzel bir plan içinde bahsetmiş ki yazar. Bazen gülümsedim, bazen üzüldüm, bazen öfkelendim tekrar okurken. 

Kitap, farklı topluluklar/dinler/mitolojik hikayelerde anlatılan konuların benzerliğini hatta aynılığını (!) getirmiş önümüze…  Mesela, “Kâh çıkarım gökyüzüne seyrederim alemi, kâh inerim yeryüzüne seyreder alem beni” Sufi sözü ile Hint Mitolojisi Indra Efsanesindeki paralellik hem şaşırttı, hem gülümsetti okurken (s.81). 

Aslında kitap şunu hatırlattı bana. Tek bir gerçek var. Bu gerçeğin de farklı dillerde, dinlerde, dönemlerde farklı anlatılış şekilleri. Yani 4’ü anlatmak istiyorsunuz, gerçeğiniz 4. Anlatmak için 1+3’ü de kullanabilirsiniz, 2+2’yi de,  hatta 1,25+2,75’i de. Ya da 8/2’yi de. Hepsi doğru. Herkes kendince en rahat ifade edebildiği şekilde anlatıyor. Algılama ve görme kapasitemiz, tecrübelerimiz, hayat görüşümüz, eğitimimiz vs. göre biz de kendimizce en uygun olanı kabul ediyoruz. 

Unutmamamız gereken nokta şu bence; 4 sonucunu kabul ediyoruz ama mantığını gerçekten anlayarak/hissederek mi, yoksa sadece herkes kabul ettiği için,  genele ters düşmemek adına mı kabul ediyoruz?  Anlamadan/sindirmeden aldığımız şeylerin pek sürekliliği olmuyor. Üstümüze oturmuyorsa, sindiremiyorsak gerçek de kayıp gidiyor üstümüzden. Geriye sadece anlamsız, saçma hikayeler kalıyor. Sonra da sorunun bizim yorumumuzda olduğunu unutup, hikayelere garip anlamlar yüklüyoruz. Sonu gelmiyor çarpıtmalarımızın. 

Ve kitaptan bir alıntı (s.226);

Ey Hacca gidenler, nereye böyle?

Tez gelin çöllerden döne döne,

Aradığınız sevgili burada,

Duvar bitişik komşunuz.

Durun, gördünüzse suretsiz suretini onun,

Hacı da sizsiniz, Kabe de Ev sahibi de…

MEVLANA

Işıkla kalın.